Merhaba! Karotaga sayfasının bu haftaki konusu “İranda ne sistemi var”. Umarız faydalı bulursunuz!
Kayseri’de Başlayan Bir Gece ve Aklıma Takılan İran
Kayseri’nin ayazı başka oluyor. Özellikle gece saatlerinde pencereyi hafif araladığında yüzüne çarpan o kuru soğuk, insanın içine kadar işliyor. Geçen kış böyle bir gecede odamda oturmuş çay içiyordum. Günlüğüm önümde açıktı. Her zamanki gibi uzun uzun yazıyordum çünkü bazı geceler insanın içinde birikenler konuşmadan durmuyor.
O gece sosyal medyada İran’la ilgili videolar karşıma çıkıyordu sürekli. İnsanlar sokaklarda yürüyordu, bazı kadınlar protesto ediyordu, bazı gençler ise sessizce telefon kameralarına konuşuyordu. Bir tanesini izlerken durdum. Genç bir çocuk, benim yaşlarımda vardı. “Biz burada yaşarken bazen nefes almanın bile kuralları varmış gibi hissediyoruz” dedi.
O cümle içime oturdu.
Bir süre ekranı kapatamadım. Sonra kendime şu soruyu sordum:
“İran’da ne sistemi var?”
Aslında yıllardır haberlerde duyuyordum ama hiç gerçekten anlamaya çalışmamıştım. O gece merak ettim. Çünkü ekrandaki insanların yüzlerinde gördüğüm şey sadece siyaset değildi. Yorgunluk vardı. Özlem vardı. Bastırılmış bir hayat hissi vardı. Ve garip şekilde kendimi onlara yakın hissettim.
İran’da Ne Sistemi Var?
İran’ın yönetim sistemi “İslam Cumhuriyeti” olarak geçiyor. Yani hem cumhuriyet unsurları var hem de dini kurallar devlet yapısının merkezinde bulunuyor. Halk cumhurbaşkanını seçiyor ama ülkenin en güçlü makamı “Dini Lider” olarak bilinen rehberlik makamı.
Bunu ilk öğrendiğimde uzun süre düşündüm. Çünkü bana biraz karmaşık geldi. Bir tarafta seçim var ama diğer tarafta dini otoritenin büyük gücü bulunuyor. İran’da devlet sistemi, şeriat kurallarının siyasi yapıyla birleştiği bir düzen gibi işliyor.
Ama beni etkileyen kısmı bu teknik bilgiler olmadı.
Asıl etkileyen şey insanların hayatıydı.
Bir insan sabah uyandığında ne giyeceğini düşünürken bile korku hissediyorsa orada başka bir ağırlık vardır. Bunu hissettim.
Otobüste Karşılaştığım İranlı Çocuk
Bundan birkaç ay önce Kayseri’den Ankara’ya giderken otobüste İranlı bir üniversite öğrencisiyle tanışmıştım. Adı Emir’di. Türkçeyi biraz kırık konuşuyordu ama anlaşabiliyorduk.
Yan yana oturuyorduk. Yol uzundu. Önce havadan sudan konuştuk. Sonra konu bir şekilde memleketlere geldi.
“İran nasıl bir yer?” diye sordum.
Bir süre sustu.
Camdan dışarı baktı.
Sonra hafif gülümsedi ama o gülümseme insanın içini burkan cinstendi.
“Çok güzel ülke,” dedi. “Ama bazen insan kendini özgür hissetmiyor.”
İşte o cümle hâlâ aklımda.
Bir insan ülkesini severken aynı anda ondan yorulabilir mi?
Galiba evet.
Emir bana Tahran’daki hayatı anlattı. Gençlerin bazen sadece rahat yaşamak istediğini söyledi. Müzik dinlemek, dans etmek, özgür giyinmek, korkmadan konuşmak…
Bunları anlatırken sesi yavaşlıyordu. Sanki fazla konuşursa biri duyacakmış gibiydi.
O an kendimi kötü hissettim.
Çünkü ben Kayseri’de gecenin bir yarısı kafama göre yürüyüş yapabiliyorum. İstediğim şarkıyı açabiliyorum. Canım isterse saçımı uzatıyorum, istersem kesiyorum. İnsan bazen sahip olduğu şeylerin değerini ancak başka hayatları görünce anlıyor.
Bir Çayın İçinde Biriken Sessizlik
Otobüs mola verdiğinde beraber çay içtik. Hava çok soğuktu. Emir ellerini bardağın etrafına koymuştu.
“Türkiye’de insanlar daha rahat,” dedi.
O an cevap veremedim.
Çünkü ne desem eksik kalacaktı.
Bazen biri sana kendi ülkesindeki baskıyı anlatırken sadece dinlersin. Akıl vermek ayıp gibi gelir.
Sonra bana şunu söyledi:
“Bizim gençler umut etmekten yoruldu bazen.”
İşte bu cümle beni gerçekten sarstı.
Ben umut etmeyi hiç bırakmayan biriyimdir. Günlük yazmamın sebebi bile biraz bu. İnsan içindekileri yazınca hayata tutunuyor sanki. Ama birinin umut etmekten yorulduğunu duymak ağır geliyor.
Kayseri’ye döndüğümde o gece uzun süre uyuyamadım.
İran’daki Sistem İnsanların Hayatını Nasıl Etkiliyor?
İran’daki sistem sadece siyaseti değil günlük hayatı da etkiliyor. Özellikle kadınların yaşamı üzerinde ciddi kurallar bulunuyor. Giyim kuralları, sosyal yaşam üzerindeki baskılar, internet kısıtlamaları…
Bazen düşünüyorum da insanın sürekli denetleniyormuş hissiyle yaşaması nasıl bir şey olabilir?
Ben bile aile baskısından bunaldığım zamanlarda kendimi kötü hissediyorum. Düşünsene, bir de bunu devlet düzeyinde yaşıyorsun.
İran’da özellikle genç neslin büyük kısmı daha özgür bir hayat istiyor. Bunu videolarda da görüyorsun, insanların konuşmalarında da hissediyorsun.
Ama işte sistem kolay değişmiyor.
Ve en acısı şu:
İnsanlar bazen alışıyor.
Bu düşünce beni korkutuyor.
Çünkü insan en çok da mutsuzluğa alışınca kayboluyor.
Günlüğüme Yazdığım Cümle
O gece günlüğüme aynen şunu yazmışım:
“Bazı ülkelerde insanlar sadece yaşamak için bile cesur olmak zorunda.”
Şimdi dönüp okuyunca hâlâ boğazım düğümleniyor.
Çünkü gerçekten öyle.
Biz bazen gündelik dertler içinde kayboluyoruz. Trafik, iş, para, sınav… Ama dünyanın bazı yerlerinde insanlar düşüncelerini söylemenin bile bedelinden korkuyor.
İran’daki sistemin insanları en çok psikolojik olarak yorduğunu düşünüyorum.
Sürekli dikkat etmek…
Sürekli ölçülü davranmak…
Sürekli kontrol edilme hissi…
İnsanın ruhunu yoruyordur.
Kayseri Sokaklarında Yürürken Aklıma Düşenler
Geçen hafta akşam yürüyüşüne çıktım. Cumhuriyet Meydanı sakindi. İnsanlar kafelerde oturuyordu. Gençler gülüyordu. Bir çift tartışıyordu hatta. Küçük ama normal şeylerdi bunlar.
Sonra nedense Emir geldi aklıma.
Acaba şimdi ne yapıyordu?
Belki ders çalışıyordu.
Belki ailesini düşünüyordu.
Belki de ülkesine dönmek istemiyordu.
İçimde garip bir hüzün oluştu.
Bazen tanıdığın bir insan, sana dünyanın başka bir yüzünü gösteriyor. Emir bana onu gösterdi galiba.
İran Halkına Karşı İçimde Oluşan Duygu
Eskiden İran deyince aklıma sadece haberler gelirdi. Şimdi ise insanların yüzleri geliyor.
Bir annenin endişesi…
Bir öğrencinin sessizliği…
Bir genç kızın korkusu…
Bir adamın umutsuzluğu…
İnsanları tanıyınca ülkeler sadece harita olmaktan çıkıyor.
Ve ben bunu çok geç fark ettim.
Özgürlük Bazen İnsan Anlayınca Değerli
Şunu dürüstçe söyleyeyim:
Ben eskiden özgürlüğün ne kadar önemli olduğunu bu kadar düşünmüyordum.
Ama şimdi düşünüyorum.
Bir insanın istediği müziği dinleyebilmesi…
İstediği gibi konuşabilmesi…
Korkmadan yaşayabilmesi…
Bunlar gerçekten büyük nimetlermiş.
İran’da ne sistemi var diye araştırırken aslında sadece siyasi bir yapı öğrenmedim. İnsan hayatının ne kadar kırılgan olduğunu gördüm.
Bir sistem bazen insanın ruhuna dokunuyor.
Ve iyi dokunmuyorsa geriye sadece sessizlik kalıyor.
Sonunda İçimde Kalan His
Önerdiğimiz İçerik: İranda ne getirilir ?
Bu yazıyı yazarken odam yine soğuk. Çayım yine masada duruyor. Günlüğüm açık.
Ama içimde başka bir his var bugün.
Dünyanın bazı yerlerinde insanlar hâlâ sadece normal yaşamak için mücadele ediyor.
Ve ben bunu unutmak istemiyorum.
Belki bir gün Emir’le tekrar karşılaşırım.
Belki bana “Her şey düzeldi” der.
Belki gözleri ilk kez gerçekten güler.
İşte o gün çok mutlu olurum.
Çünkü insan bazen hiç tanımadığı insanların bile mutlu olmasını istiyor.
Sanırım büyümek biraz da bu.
Karotaga ekibi olarak “İranda ne sistemi var” hakkındaki bu içeriğin sizler için değerli olduğunu umuyoruz. Görüşmek üzere!