Harbiye Rekoru Kimde? Edebiyatın Aynasında Sahne, Efsane ve Hafıza Bir edebiyatçı için kelimeler, bir sahneyi de bir duygu uyandırmayı da kurar. Sözün gücü, tıpkı bir sahnedeki ışıkla gölgeyi birleştirir; anlatı, o sahnede kaybolanları ve direnenleri bir araya getirir. “Harbiye rekoru kimde?” sorusu, aslında sadece bir sayı meselesi değil — müziğin, mitosun, kolektif belleğin şiirsel işlevidir. Bu yazıda, rekoru kazananı edebi bir bakışla izleyerek; metinlerdeki kahramanlar, anlatı yapıları ve semboller üzerinden sahnenin ötesine bakacağız. Sahne Bir Metin Midir? Edebî Perspektiften Rekorun Anatomisi Her sahne, bir metne benzer: başlangıcı, yükselişi, doruğu ve sönüşü vardır. Dinleyici, o metnin metni olur; ses, ışık, alkış,…
Yorum BırakKategori: Makaleler
Haminne Hangi Dil? Tarihsel Arka Plan ve Günümüzdeki Akademik Tartışmalar Haminne Kelimesinin Kökeni ve Tarihsel Arka Planı Türkçe’de sevgi dolu bir şekilde kullanılan “haminne” kelimesi, bazen büyükanneleri tanımlamak için, bazen de yaşça büyük kadınlar için samimi bir hitap olarak karşımıza çıkar. Ancak bu kelimenin kökeni, düşündüğümüzden çok daha derindir. “Haminne” kelimesi, Osmanlı dönemi ve önceki halk kültürlerinde kullanılan bir terim olarak yerleşmiş olmasına rağmen, dilbilimsel olarak izlediği yol, bazen kafa karıştırıcı olabilir. Tarihi olarak, “haminne” kelimesi Türkçeye Osmanlı İmparatorluğu’nun farklı dönemlerinde Arapçadan geçmiş olabilir. Arapçadaki “hamīn” kelimesi, “yaşlı kadın” veya “anneanne” gibi anlamlarda kullanılırken, bu anlam zamanla Türkçeye de adapte…
8 YorumGünbalı Pekmezi Nasıl Yapılır? Bir Edebiyatçının Duyusal ve Anlatısal Okuması Kelimenin en saf hâlinde, “günbalı pekmezi” yalnızca bir tat değildir; bir hikâyedir. Yazının, tıpkı meyve gibi olgunlaşıp özleştiği, güneşin diline dönüşen bir hikâye… Bir edebiyatçının gözüyle bakıldığında, bir kavanoz pekmez yalnızca doğanın değil, anlatının da yoğunlaştırılmış hâlidir. Tıpkı kelimelerin anlamı damıtır gibi, günbalı pekmezi de sabırla, ateşle, güneşle, zamanla damıtılır. Edebiyat, insanın doğayı anlamlandırma biçimlerinden biridir. Pekmez yapmak da öyle: bir anlatı kurmaktır, bir dönüşüm eylemidir. Bu yazıda, günbalı pekmezinin yapımını edebiyatın diliyle, yani semboller, karakterler ve temalar üzerinden okuyacağız. Çünkü bazen bir damla pekmez, bir roman kadar anlam taşır.…
Yorum BırakEn Değerli Doğal Taş Nedir? Kıymetin Kökeni, Rekorlar ve Güncel Tartışmalar “En değerli doğal taş” sorusu ilk bakışta basit görünse de, cevap; nadirlik, kalite, köken, işlem görme durumu ve piyasa bağlamı gibi birden fazla eksenin kesişiminde şekillenir. Tek bir taşın “mutlak şampiyon” ilan edilmesi mümkün değildir; çünkü müzayede rekorları, jeolojik arz, estetik tercihler ve bilimsel sınıflandırmalar sürekli değişir. Bununla birlikte, elmas (özellikle mavi elmas), yakut, zümrüt, safir ve nefrit türü jadeit gibi taşlar “en değerli” başlığının daimi adaylarıdır. Değer Nasıl Ölçülür? Bilimsel ve Piyasa Temelli Ölçütler Elmas özelinde değer, GIA’nın sistematik hale getirdiği 4C (Color–renk, Clarity–berraklık, Cut–kesim, Carat–ağırlık) çerçevesiyle anlatılır.…
Yorum BırakKapıkulu Ordusunu Kim Kaldırdı? Tarihin Eşiğinde Adalet, Değişim ve Cesaretin Hikâyesi Bazı tarih olayları vardır ki, yalnızca devlet yapısını değil; toplumun ruhunu, değerlerini ve adalet anlayışını da kökten değiştirir. Osmanlı tarihinin en çarpıcı dönüm noktalarından biri de budur: Yüzyıllarca imparatorluğun belkemiği olmuş Kapıkulu ordusunun kaldırılması. Bu sadece bir askeri reform değil, aynı zamanda eski ile yeni, gelenekle dönüşüm, otoriteyle toplum arasındaki ilişkilerin yeniden yazıldığı bir süreçti. Bugün bu tarihi anı, toplumsal cinsiyet, çeşitlilik ve sosyal adalet penceresinden yeniden düşünelim. Çünkü o gün yaşananlar, bugün hâlâ kim olduğumuzu ve nasıl değiştiğimizi anlatıyor. Kapıkulu Ordusunu Kim Kaldırdı? Sorunun tarihsel yanıtı nettir: Kapıkulu…
Yorum BırakBronzlaştırıcılar Zararlı mı? Tarihten Günümüze Bilimsel Kanıtlarla Bir Değerlendirme “Işığın izini sürmek” yalnızca estetik bir arayış değil; aynı zamanda sağlıkla ilgili kararlarda kanıt, etik ve ihtiyat dengesi kurma meselesi. “Bronzlaştırıcı” dendiğinde aslında üç farklı dünyadan söz ederiz: UV ile bronzlaştıranlar (güneşlenme ve solaryum), güneşsiz bronzlaştırıcılar (çoğunlukla DHA içeren losyon/ köpük/ spreyler) ve bronzlaştırıcı hap/pigmentler. Aşağıda her birini tarihsel arka planı ve güncel akademik tartışmalar eşliğinde, sade ve anlaşılır biçimde inceliyoruz. 1) Tarihsel Arka Plan: Portakal Tonundan “Doğala Yakın”a Güneşsiz bronzlaşmanın kimyasal kalbi olan dihidroksiaseton (DHA), 1920’lerde ciltte kahverengileşme etkisiyle fark edildi; 1950’lerde Cincinnati’de Eva Wittgenstein’ın çalışmalarıyla bu etkinin tutarlı biçimde…
Yorum BırakToplumsal Açıdan İletki Ne Ölçer? Bir Araştırmacının Bakış Açısından Başlangıç Toplumun iç dinamiklerini anlamaya çalışan bir araştırmacı olarak, bazen en basit araçların bile toplumsal yapılar hakkında çok şey söylediğini fark ederim. “İletki ne ölçer?” sorusu, ilk bakışta yalnızca bir geometri sorusu gibi görünür: İletki, açıları ölçer. Ancak sosyolojik bir gözle bakıldığında, bu sorunun yanıtı çok daha derindir. Çünkü “ölçmek” eylemi, toplumun bireylerden beklediği roller, sınırlar ve davranış biçimleriyle yakından ilişkilidir. Tıpkı bir iletkinin açılar arasındaki farkı ölçmesi gibi, toplum da bireyler arasındaki mesafeleri, ilişkileri ve etkileşimleri ölçer. Bu ölçüm, sadece fiziksel değil, sembolik bir düzenin parçasıdır. Her birey, bu düzenin…
Yorum BırakYargılamanın Sevk ve İdaresini Sağlayan Kişi Kimdir? Felsefi Bir İnceleme Yargılama süreci, bir toplumun adalet anlayışını, etik değerlerini ve bilgiye olan bakış açısını yansıtan önemli bir olgudur. Peki, yargılamanın sevk ve idaresini sağlayan kişi kimdir? Bu soruya, sadece hukukçu perspektifinden değil, aynı zamanda felsefi açıdan da bakmak gerekir. Yargılama, sadece hukuki bir süreçten ibaret değildir; aynı zamanda toplumsal değerlerin, epistemolojik inançların ve ontolojik anlayışların bir araya geldiği bir düşünsel deneyimdir. Yargılamanın doğası ve felsefi temelleri, onu anlamak için başlangıç noktası olabilir. Yargı, yalnızca kanunları uygulayan bir hakem değil, aynı zamanda bir toplumun doğruyu ve yanlışı, adalet ile zulmü nasıl algıladığına…
Yorum BırakKanal Ne Anlama Gelir? Sadece Bir Geçit Değil, Çağımızın Şifresi Bir kelime var ki hayatımıza fark ettirmeden sızmış durumda: “kanal”. Bir şeyleri bir yerden bir yere taşıyor; suyu, sesi, veriyi, dikkati, hatta duyguyu. Bugün gelin bu kelimeyi beraber masaya yatıralım. “Kanal ne anlama gelir?” diye sorarken, aslında dünyayı nasıl örgütlediğimizi, akışları nasıl yönettiğimizi, kimlerin hangi akışa hükmettiğini de konuşuyoruz. Hadi, içten bir beyin fırtınasıyla başlayalım. Kökenler: “Canalis”ten “Kanal”a Uzanan Yol “Kanal” sözcüğü, özünde bir yol fikri taşır: bir yerden ötekine açılmış hat, oluk, boru, geçit. Latince canalis (oluk, boru) kökeninden Fransızca canal aracılığıyla pek çok dile geçer; Türkçedeki kullanımı da…
Yorum BırakSoğanlı Çiçekler Nelerdir? Öğrenmenin Dönüştürücü Gücüyle Keşfedin Öğrenme, insan hayatında dönüşüm sağlayan bir güçtür. Her yeni bilgi, yalnızca aklımızı doldurmakla kalmaz, aynı zamanda dünyayı daha farklı görmemize ve anlamamıza yardımcı olur. Bu yazı, soğanlı çiçekler üzerine bir keşfe çıkarken, öğrenmenin ne kadar dönüştürücü bir süreç olduğuna da ışık tutmayı amaçlıyor. Eğitimin gücünü ve bu sürecin bireyler ve toplumlar üzerindeki etkilerini anlamak, doğadaki her bir küçük ayrıntıyı daha derin bir şekilde kavrayabilmemize yardımcı olabilir. Soğanlı çiçeklerin, doğanın sunduğu en güzel ve zarif yapıtlar arasında yer aldığını hepimiz biliyoruz. Baharın ilk müjdecilerinden olan bu çiçekler, sadece estetik değil, aynı zamanda biyolojik ve…
Yorum Bırak